KLİNİK LABORATUVAR TESTLERİ
Bu kitapta, klinik laboratuvarcılık hizmetleri kapsamında en fazla gereksinin duyulan 370 test parametresi ile ilgili bilgiler yer almaktadır.
Gebelik Döneminde Labaratuvar Testleri
Kitabın birinci kısmında, gebelik döneminde labaratuvar hizmetlerine en fazla ihtiyaç duyulan klinik durumlarla ilgili bilgilere yer verilmiştir.
Gebeliğin Labaratuvar Testleri
Üzerine Etkisi
Kitabın ikinci bölümü Gebeliğin Analiz parametreleri üzerine etkilerini değerlendirmek amacıyla yapılmış araştırma sonuçlarının derlenmesinden oluşmuştur.
Ulaşım Krokisi
İhsaniye Mah. Ahmet Vefik Paşa Caddesi Kuruluş Apartmanı No:3-A NİLÜFER / BURSA
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları » ANNE SÜTÜ YALNIZCA BESİN DEĞİLDİR...

Anne sütüyle beslenen bebeklerin, yapay mama ile beslenen bebeklere göre enfeksiyon hastalıklarına daha az yakalandığı çok uzun zamandan beri bilinmektedir. Uzmanların büyük kısmı, yakın zamanlara kadar, bu durumu basit bir şekilde, emzirme yoluyla beslenen bebeklerin daha az sayıda bakteriye maruz kalması ile izah ediyordu. Bu düşünceye göre, suyla karıştırılıp  biberonla verilen mamalara bakterilerin bulaşma olasılığı daha yüksekti. Dolayısıyla, mama ile beslenen bebeklerde bağırsak, kulak, solunum ve idrar yolu enfeksiyonlarının daha fazla görülmesi beklenmeyen bir durum değildi. Ancak yapılan araştırmaların, bebekleri sterilize edilerek mikroplardan arındırılmış mamalarla beslemenin de sonucu değiştirmediğini göstermesi bu konudaki görüşün değişmesini sağladı.

 

ANNE SÜTÜ YENİ DOĞAN DÖNEMİNDE BEBEKLERİ NASIL KORUR

Günümüzde, artık anne sütüyle beslenen bebeklerin daha az enfeksiyon hastalığına yakalanmaları, daha az miktarda bakteri ile karşılaşmalarına değil, anne sütünde aktif olarak koruma sağlayan bazı mekanizmaların bulunması ile açıklanıyor. Bu mekanizmalar, özellikle bebeğin henüz kendi bağışıklık sisteminin tam olarak gelişmediği ilk aylarda yabancı mikroorganizmalara karşı korunma açısından büyük bir önem taşımaktadır.  Endüstrileşmiş ülkelerde, anneler bebeklerini genellikle daha kısa süre emzirseler de Dünya Sağlık Örgütü, emzirmenin 2 yaş ve sonrasına kadar sürdürülmesini tavsiye etmektedir. Çünkü bağışıklık sisteminin olgunlaşmasını tamamlaması için oldukça (yaklaşık 5 yıl) uzun bir süre geçmesi gerekmektedir.

Bebekler doğumdan önce, annelerinin bağışıklık sisteminin koruması altındadır. Çünkü anne kanında bulunan koruyucu antikorlar, plasenta yoluyla geçerek bebeği de korur. Bu antikorlar, doğumdan sonraki haftalar ve aylar içinde de bebeğin kanındaki varlıklarını muhafaza edip, bebek için zararlı olabilecek bakteri ve virüslara yapışarak onların zarar vermeden yok edilmesine katkıda bulunur. Anne sütüyle beslenen bebekler ise, anne sütünde bulunan koruyucu antikorlar ve bağışıklık sistemini çeşitli şekillerde destekleyen çeşitli yapılar sayesinde ilave bir korunma gücüne sahip olurlar.

 

Anne sütünde bulunan koruyucu hücreler:

Anne sütünde bulunan hücreler ve çok sayıda kimyasal madde, bebeğin enfeksiyon hastalıklarından korunmasında çok farklı mekanizmalarla etkili olur. Hücrelerin bir kısmı, doğrudan doğruya mikroplara saldırıp onları yok ederek savunma sağlarken,  diğer bazı hücreler ise, bağışıklık sisteminin güçlenmesi ve koordine bir şekilde fonksiyon görmesi için gereken düzenleyici maddeleri salgılar.

 

HÜCRE

GÖREVİ

B lenfositleri

Zararlı mikroplara koruyucu karşı antikor üretirler.

Makrofajlar

Bebeğin bağırsağında bulunan zararlı mikropralı doğrudan doğruya öldürür, bakterileri parçalayan lizozimleri üretir ve bağışıklık sisteminin diğer bölümlerini aktif hale getirir.

Nötrofiller

Makrofajler gibi, sindirim sistemindeki yabancı mikropları içine alıp sindirerek onları yok eder.

T lenfositleri

Enfeksiyona neden olan bakterileri doğrudan doğruya öldürdükleri gibi, diğer savunma mekanizmalarını harekete geçiren kimyasal uyarıcıları salgılar.


Anne sütünde bulunan koruyucu moleküller:

Anne sütünde bulunan kimyasal maddelerin bebeği enfeksiyon hastalıklarından koruyucu etkisi birbirinden çok farklı mekanizmalarla gerçekleşir. Annenin, (bebeği ile birlikte yaşadığı) ortamda bulunan ve bağışıklık sistemi henüz olgunlaşmamış bebeği için zararlı olabilecek bakterilere karşı, kendi bağışıklık sisteminde üretip sütüyle bebeğine ulaştırdığı antikorların koruyucu etkisi çok büyüktür. Bu yolla anne, bağışıklık sistemini, henüz kendi bağışıklık sistemi ile kendini koruyamayacak durumda olan bebeğinin hizmetine sunmuş olur. Anne sütünde bulunan yağ asitleri ve lizozimler doğrudan doğruya zararlı virüs ve bakterilerin zar ve duvarlarını tahrip ederek onların yok olmasını sağlarken, müsinler ve oligosakkaritler ise bakteri ve virüsleri çepeçevre sararak, bağırsak çeperine tutunamayacak  hale getirir. B12 vitaminini bağlayan protein, B12 vitamini, laktoferrin ise demiri bağlayarak, bakterileri büyümek ve çoğalmak için ihtiyaç duydukları bu çok önemli maddelerden yoksun bırakır. Anne sütünde bulunan bazı hormonlar ve büyüme faktörleri, bebeğin sindirim sisteminin olgunlaşarak bakteri ve virüslerin kolaylıkla geçmesine izin vermeyecek hale gelmesine katkıda bulunurken, bifidus faktör ise, hastalık yapacak bakterilerin barınmasını zorlaştıracak zararsız bakterilerden meydana gelen bağırsak florasının oluşmasını uyarırır. Gamma interferonun ise anne sütünde bulunan koruyucu hücrelerin etkinliğini artırıcı rolü vardır.

 

MOLEKÜL

ETKİSİ

IgA sınıfı sekretuvar antikorlar

Bir şekilde çocuğun sindirim sistemine ulaşan mikroplara bağlanarak, onların bağırsak çeperinden vücut içi dokularına geçmesini engeller.

Yağ asitleri

Bazı virüsleri çevreleyen zarları bozarak, virüslerin tahrip olmasını sağlar.

Lizozim

Hücre duvarlarını tahrip ederek bakterileri öldürür.

Müsinler

Bakteri ve virüsleri yapışıp onları sararak, bağırsak çeperine tutunmalarını engeller.

Oligosakkaritler

Bakteri ve virüslere yapışarak onları hapseder ve bağırsak çeperine tutunmalarını engeller.

B12 bağlayan protein

Bakterilerin büyümek ve çoğalmak için ihtiyaç duyduğu B12 vitamini bağlayarak, bakteriler tarafından kullanılmasını önler. (Böylece bakteriler büyümek ve çoğalmak için ihtiyaç duydukları bu maddeden yoksun kalır).

Laktoferrin

Bakterilerin yaşamak için ihtiyaç duydukları demiri bağlar. Ortamda bakterilerin kullanabileceği serbest demir miktarının azalması, hastalık yapıcı bakterilerin büyüme ve çoğalmasını engeller.

Hormonlar ve büyüme faktörleri

Sindirim sisteminin olgunlaşmasını hızlandırır. Sindirim sisteminin iç yüzeyini kaplayan ve başlangıçta geçirgen olan hücre tabakalarının olgunlaşması, bebeğin mikroplardan daha az etkilenmesini sağlar.

Bifidus faktörü

Bebeğin bağırsaklarında bulunan Lactobacillus bifidus isimli zararsız bakterinin çoğalmasını teşvik eder. Bu şekilde zararsız bakterilerin ortama hakimiyeti, tehlikeli olabilecek bakterilerin çoğalma fırsatı bulmasını engeller.

Gamma interferon

Bağışıklık cevabında rolü olan hücrelerin antibakteriyel aktivitesini artırır.

 

 

 

...